En yararlı 5 meyve ve sebze

Uzmanlar günde 5 defa meyve ve sebze yemenizi öneriyor. Eğer yaşamak için 5 sebze ve meyve yemeniz gerekseydi hangilerini seçerdiniz? En yararlı sebzeler ve meyveler hangileri?..

En yararlı 5 meyve

Karpuz
C vitamini, karoten, bol lif ve düşük kalorili bir meyvedir.

Papaya
C vitamini, karoten, bol lif ve potasyum kaynağıdır..

Portakal
Sadece suyunu içmeyip tamamını yerseniz C vitamini, folik asit, bol lif kaynağıdır.

Greyfurt (Sarı ya da Pembe)
C vitamini, karoten, kolesterolü düşüren bol lif tipi pektin ile fotokimyasalların (flavonoid, terpenes, limonoid gibi) kaynağıdır.

Kayısı
Beta-karotenle yüklü kayısı, potasyum, lif, biraz C vitamini içerir. Kurutulmuş kayısı C vitamini içermez ancak iyi bir demir kaynağıdır. Konserve ya da sarartılmış C vitamini tazenin yarısı kadar C vitamini ve taze kadar beta-karoten içerir.
En yararlı 5 sebze

Ispanak
Harika bir beta-karoten, C vitamnini, folik asit, demir, potasyum ve kalsiyum kaynağıdır.

Patates
Potasyum, C vitamini, beta-karoten ve lif kaynağıdır.

Kara Lahana
Süper bir beta-karaton, C vitamini, folik asit, kalsiyum ve lif kaynağıdır.

Havuç
Beta-karoten ve lif yüklüdür.

Tatlı kırmızı biber
Harika C vitamini, beta-karoten ve lif kaynağıdır.

SEBZELERDE YETİŞTİRME TEKNİĞİ / SEBZECİLİK

Doğa, tohumların uzun süre hayatlarını sürdürebilmesi için, onların canlılığını en düşük seviye indirmiştir. Bu yüzden Cetvel 20.2’de görüldüğü gibi, tür ve çeşitlere göre tohumlar canlılıklarını 1 yıldan başlayıp 10 yıla kadar sürdürebilmektedir. Bazen bu sürenin domateslerde olduğu gibi 30-40 yıla kadar çıkacağı unutulmamalıdır. Tohumların ortalama saklanma süresi, 3-5 yıl kabul edilir. Tohumların hayat sürelerin etkileyen çeşitli faktörler vardır. Bunlar:
a. Tohumluğun üretimi sırasında meydana gelen kötü çevre koşulları
b. Erken veya çok geç hasat
c. Hasat sırasındaki hatalı davranışlar
d. Tür ve çeşitlere göre tohumların yapısal özellikleri
e. Saklama koşullarının iyi olmamasıdır.
Tohumların üretimi sırasında, yağışın fazla olması veya tam tersi çok az olması ve yeteri kadar sulama yapılmaması, sıcaklığın çok yüksek veya düşük cereyan etmesi ve nem yüzdesinin yüksek olması ve bitkilerin yeterince beslenememesi gibi faktörler, tohum kalitesinin kötü olmasına sebebiyet verir. Kısa vejetasyon devresi olan yerlerde, tohumlar tam anlamıyla olgunlaşamaz, depo maddelerini yeterince toplayamaz. Ayrıca erken hasatta da aynı olay karşımıza çıkar. Tohumun yapısal özelliğinin, saklama süresine etkisi fazladır. Tohum kabuklarının çok sert, gaz ve su alışverişini kısıtlayan özellikte olması, daha uzun süre saklanmalarını sağlar. Eğer tohumun kabuğu çıkarılırsa, çok kısa sürede canlılığını yitirdiği görülür. Ayrıca depo maddeleri yağlardan oluşan tohumların saklama süresi, nişastalı olanlara göre daha uzundur. Tohumların saklanmasında mutlak etkili olan diğer bir faktör, saklama yeri özellikleridir. Tohumların uzun süre canlılığını muhafaza etmesi için, tohum solunumunun istenen yavaşlıkta devam etmesi gerekir. Tohumun solunum hızı, depo sıcaklığına ve nemine bağlıdır. Tohumlardaki nem, uzun süre saklanması için minimum sınıra indirilir. Normal koşullarda tohumların iç nem oranı % 8-10’dur. Uzun süre saklanması düşünülen tohumlara sıcaklık tatbik edilerek, nem oranları % 4-6 arasına düşürülür. Çevre sıcaklığın düşük olması kaydıyla iç nemin % 6-8’e kadar çıkmasına izin verilebilir. Tohum çok yavaş solunum yaptığından, eğer çevresinde nemli bir hava varsa, bu nemli havayı bünyesine alabilir ve tohumdaki nem oranı zamanla yükselebilir. Bu yüzden tohumun saklandığı yerde, nem oranı düşük olmalıdır. Ortam neminin sürekli oynaklık göstermesi ve yüksek olması, tohumun saklanma süresini kısaltır. Tohumların iç neminin istenen oranda kalması için, çevre nemi (yani depo nemi) % 30-50 arasında olmalıdır. Ayrıca nem yüksekliği yanında, sıcaklıkta yükselirse tohumun saklama süresi daha da çabuk kısalır. Tohumların çevre neminden ve sıcaklığından etkilenmemeleri için, atmosferi kontrol edilen özel odalarda veya kutularda saklaması yapılır. Burada nem % 4-6 arasında tutulur. Tohumların saklanmasında esas, düşük sıcaklıktır. Sıcaklık tür ve çeşitlere bağlı kalmakla beraber 0oC ile eksi 10oC arasında değişmektedir. Sıcaklığın düşük olması, nemin %10’a kadar yükselmesine izin verir.
Sıcaklık yükseldikçe, tohumun solunum hızı artar ve saklama süresi kısalır. Düşük sıcaklıkta saklanan tohumlar dış koşullara alıştırılmadan depodan çıkartılırsa, bunların çimlenme güçlerinde düşüş görülür. Tohumların saklama sıcaklığı, kısa veya uzun süreli saklamaya göre de değişebilir. Kısa süreli saklamalarda ekonomik açıdan depo sıcaklığı 5-10oC arasında olabilir. Depo nem ve sıcaklığının yükselmesi sadece tohumların saklama süresinin azalmasına sebep olmaz, hastalık ve zararlıların artmasına ve tohumları zararlanmasına da etki yapar. Tohum saklanmasında önemli diğer bir konu, saklama ortamındaki oksijen ve karbondioksit oranıdır. Depo havasında karbondioksitin fazla olması ve oksijen miktarının azaltılması, saklama süresini olumlu yönde etkiler. Tohumlar ne kadar az oksijen alırsa, o kadar uzun süre saklanabilir. Bu bakımdan karbondioksit oranının yükseltilmesi, oksijen alımını yavaşlatır. Saklama odalarında veya kutularında % 30-45 karbondioksit sevk edilir. Ayrıca, nem kontrolü için her litre tohum için saklama kutularına, 5-10 gr kalsiyum klorür (CaCl2) konur.
Depolanacak tohumluk ilaçlanmalıdır. Ancak domates, marul, kıvırcık ve havuç gibi bazı sebze tohumları ilaçlanmaya karşı hassastır. Tohumların ilaçlamasında aldirin, TMTD, TMTD+aldirin ve Ceresan gibi ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar, ilerde tohumlar toprağa atıldıklarında onları toprak hastalık ve zararlılarına karşı korur.
Cetvel 20.3. Değişik sebze çeşitlerine ait tohumların çimlenmesi için gerekli
toprak sıcaklığı (HARRINGTON ve MİNGES 1954)
Sıcaklık oC Sebze Çeşitleri
0o Hindiba, Kıvırcık salata, Marul, Soğan, Yabani havuç, Lahana
4o Pancar, Brokkoli, Lahana, Havuç, Karnabahar, Kereviz, Turp,
Maydanoz, Bezelye, Pazı, Şalgam
Minimum
10o Kuşkonmaz, Tatlı mısır, Domates, Biber, Patlıcan, Kavun,
Kabak, Karpuz
16o Fasulye, Bezelye, Domates, Karpuz, Patlıcan,Bamya, Balkabağı
21o Kereviz, Yabani Havuç, Ispanak
27o Fasulye, Havuç, Karnabahar, Soğan, Maydanoz
Optimum 29o Fasulye, Pancar, Brokkoli, Lahana, Patlıcan, Biber, Turp, Pazı,
Tatlı mısır, Domates, Şalgam
35o Hıyar, Kavun, Bamya, Balkabağı, Kabak, Karpuz
24o Kereviz, Hindiba, Kıvırcık salata, Ispanak, Marul
29o Yabani havuç, Bezelye
Maksimum 35o Kuşkonmaz, Fasulye, Brokoli, Lahana, Havuç, Turp, Pancar,
Karnabahar, Patlıcan, Soğan, Maydanoz, Pazı, Biber, Domates
41o Hıyar, Kavun, Bamya, Balkabağı, Kabak, Tatlı mısır, Şalgam,
Karpuz

FASÜLYE YETİŞTİRİCİLİĞİ

ÖNEMİ

Kuru fasulye insan beslenmesinde önemli bir bitkisel protein kaynağıdır. Kuru fasulye bölgemizin ana ürünü buğday olmasından dolayı buğday için mükemmel bir ön bitkidir. Kuru fasulye den sonra ekilen buğday da %20 lere varan verim artışı görülmektedir.

İklim ve Toprak isteği:

Fasulye sıcak iklim bitkisidir. Soğuğa karşı çok hassas olup 0 derecede üşür. Uygun çimlenme sıcaklığı 18-20 derece olup toprak sıcaklığının 8-10 derece olması istenir.En uygun büyüme sıcaklığı 20-25 derecedir.Büyüme devresinde 15 derecenin altında ve 35 derecenin üzerinde gelişme durur.Çiçeklenme zamanında aşırı sıcaklardan rahatsız olur ve verim düşer.

Toprak isteği olarak fasulye Tınlı, Kumlu-tınlı ve derin yapıdaki organik maddece zengin toprakları sever. Tuzluluk problemi olan topraklarda yetiştirilmez. Geçirgenliği zayıf ve drenaj problemi olan toprakları sevmez.

Toprak Hazırlığı :

Sonbaharda sürülen tarla baharda yabancı ot durumuna göre işlenerek ekime hazır hale getirilir.Kazık köklü olan fasulyenin derinlere kök salabilmesi için toprak çok sıkıştırılmamalıdır.

Ekimi

Ekim zamanı toprak ısısı ile yakından ilgilidir. Çimlenmenin iyi olabilmesi için toprak ısısı en az 8-10 derece olmalıdır. Bundan daha yüksek sıcaklıkta tohumların çimlenme ve çıkışı daha hızlı olur. Toprak ısınmadan yapılan ekimde tohumlar toprak ısınıncaya kadar çimlenememekte ve çıkış gecikmektedir. Bölgemizde 1-15 Mayıs arası en uygun ekim zamanıdır.

Ekim Pnömatik (havalı) mibzerle 45 cm sıra arası, çeşit özelliğine göre 8-10-12 cm sıra üzeri mesafe ile toprakta tav seviyesinden 5 cm derine yapılmalıdır. Tohum iriliğine göre değişmekle beraber dekara 6-10 kg tohum gerekir. Ekimden hava sıcaklığına göre 7-10 gün sonra çıkış olur.

Çıkışın tüm bitkilerde aynı zamanda olması bakım işlemleri açısından çok önemlidir bu sebeple ekimden 3 gün sonra tarlanın değişik yerlerinde tohumlarda burunlama yani ilk kökcüğün kendini gösterip göstermediği kontrol edilir. Eğer tarlanın tamamı aynı seviyede değil ve bazı tohumlar kuruda kalıp çimlenemiyorsa bir ayar çıkışın sağlanabilmesi için sulama yapılması gerekir. Bu işlem yapılmadığı takdirde sonradan verilen çıkış suyu önce çimlenenler ile sonradan çıkan tohumlar arasında ki gelişme farkını arttıracaktır.

Fasulyede Bakteri aşısı

Fasulye bir baklagil bitkisi olması sebebiyle kendi azotunu kendisi üretir. Köklerinde fasulye ile birlikte ortak yaşayan bakteriler havanın azotunu alarak fasulyeye verirler.Köklerinde oluşan urlar fasulyeye ihtiyaç duyduğu azotu kazandırdığı gibi kendisinden sonra gelen bitkiye de azot bırakır.

Aşılama için gölge bir yerde 100 kg fasulye tohumu 1 litre şekerli su ve 1 kg bakteri aşısı ile karıştırılmalıdır. Tohum güneş ile temas ettirmeden aynı gün ekilmelidir.

Gübreleme

Yapılacak gübreleme için öncelikle toprak tahlili yaptırılmalıdır.Fasulye bakteri aşılaması yapıldığı takdirde ilk 2-3 hafta bakteriler köklerde aktif olarak çalışmaya başlayıncaya kadar dekara 2-4 kg saf azotlu gübreleme, dekara 7-8 kg saf Fosforlu gübre ile beraber ekimde verilmelidir. Esasen topraktan 12-15 kg saf azot kaldıran Fasulye bitkisi eğer bakteri aşısı yapılmamış ise geriye kalan azotlu gübre üst gübreleme olarak verilmelidir.İz elementlerden Demir ve çinkonun eksikliğine oldukça hassas olan fasulye bu elementlerin eksikliğinde gelişimini tamamlayamaz.Kloroz ile kendini gösteren bu eksiklik giderilmez ise verim düşüklüğüne sebep olur.

Yabancı ot mücadelesi ve Çapalama

Yabancı ot mücadelesi kimyasal yolla ve çapalama şeklinde yürütülmelidir. Fasulye bir çapa bitkisidir.

Fasulye bitkileri 15-25 cm olduğunda kaz ayağı gibi ara çapa makineleri ile işlenmesi, hem yabancı ot mücadelesi yapılması açısından hem de toprakta bulunan kapilerite denilen buharlaşma borucuklarının kırılması açısından çok önemlidir. Eğer iş gücü uygun ise makinalı ara çapasından sonra sıra üzerinde kalan otların el çapası ile temizlenmesi gerekmektedir.

Sulama

Fasulye toprağındaki faydalı su azaldığı diğer bir deyişle bitkilerin kuraklığı duymaya başlayıp susuzluk belirtileri gösterdiği zaman sulanmalıdır.Fasulye çiçekli bir bitki olması sebebiyle salma su ile sulanmalıdır. Hassas olan yapraklarına ve çiçeklerine zarar verilmediği takdirde yağmurlama sulamada yapılabilir. İmkanlar elveriyorsa dama sulama tercih edilmelidir.

Hasat ve Depolama

Son zamanlarda fasulyeyi hasat eden makineler kullanılsa da hasat elle yapılır. Kuru fasulyeler hasat olgunluğuna geldiğinde alt baklalar tamamen kurumuş ve sarı rengi almıştır.Bakla içindeki fasulye taneleri beyazlaşmıştır.Üst baklaların bazıları daha yeşil iken topraktan yolunur ve kurumaya terk edilir.Kuruyarak harman vakti gelen fasulyeler patozlarda harman edilerek saplarından ve yapraklarından ayrılır.Bakım ve besleme şarlarına bağlı olarak dekerdan 200- 400 kg verim alınır.

Hastalık ve zararlıları

Kuru fasulyede kök çürüklüğü, Antraknoz, Yaprak leke hastalığı,Pas, Yaprak hale yanıklığı gibi birçok mantari hastalık yanında Bozkurt, telkurt, tohum sineği, yeşil kurt, Fasulye kapsül kurdu, Kırmızı örümcek gibi zararlılarda görülebilir.

Bu hastalık ve zararlılar ile mücadele için en yakın Tarım teşkilatına başvurunuz.

 

ARPA YETİŞTİRİCİLİĞİ

1. TANIMI VE TOPRAK İSTEĞİ

Arpa tek yıllık bir uzun gün bitkisidir. Fakat değişik gün uzunluklarına da uyabilir. Arpa, tahıllar içerisinde en çok kardeşlenenlerdendir. Olağan durumda 5 – 8 kardeş verir. Bitki boyu ortalama 35-100 cm kadardır. Başakları ortalama 8 – 15 cm boyunda olup 2, 4 ve 6 sıralıdırlar. Çiçeği kavuz ve kapçık sarar, kavuzlu arpalarda bunlar daneye yapışıktır ve harmanda ayrılmazlar. Danenin ortalama % 10 – 13 kadarı kavuzdur. Dane yapısında % 9 – 13 ham protein, % 67 kadarda karbonhidrat bulunur. Arpa serin iklim tahılları içerisinde buğdaydan sonra en çok ekimi yapılandır.

Arpa daha çok hayvan yemi olarak kullanılır. Yem olarak değeri mısırın % 95’i kadardır. Yemlik arpalarda protein oranının fazla olması istenir. Kavuzun fazla olması besleyicilik değerini düşürür.

Kullanıldığı önemli alanlardan biri de malt sanayidir. Bira üretimi için gerekli olan malt iki sıralı beyaz arpalardan elde edilmektir. Biralık arpalarda protein oranının düşük olması gereklidir (% 9 -10.5).

Yurdumuzda yetiştirilen arpaların çoğunu biralık arpalar oluşturmaktadır. Tarımsal işlemlerin gereği gibi yapılması durumunda kaliteleri daha da yükselecek ve ihraç etme olanakları da doğacağından, ülkemize döviz getiren tarım ürünlerinden biride arpa olacaktır.

2. İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ

2.1 İklim İsteği

Arpa, fazla soğuk ve fazla sıcak olmayan, nispi nemi yüksek olan yerlerde iyi gelişir. Sıcaklığı 0 ºC nin altına düşmeyen ve 18 – 20 ºC’nin üzerine çıkmayan, nispi nemi % 70 – 80 olan yerler arpa için çok uygundur.

2.2 Toprak isteği

Arpa için en uygun topraklar, organik maddece zengin, milli, havalanması ve nemliliği uygun, nötr reaksiyonlu (PH’ı 5 ile 8) topraklardır.

3.YETİŞTİRME TEKNİĞİ

3.1 Ekim Nöbeti

Bölgemizde buğday gibi arpa da kuru ve sulu koşullarda çeşitli kültür bitkileri ile münavebeye girmektedir.

Kuru koşullarda

Arpa-Nadas-Arpa
Arpa-Mercimek-Buğday-Mercimek
Arpa-Nadas-Buğday-Nadas

Sulu Koşullarda

Arpa-İkinci ürün-Pamuk
Arpa-İkinci ürün-Sebze
Arpa-İkinci ürün-Pamuk-Buğday-İkinci ürün
Arpa-İkinci ürün-Mercimek-İkinci ürün

(İkinci ürün : Soya, Yerfıstığı, Mısır, Susam, Ayçiçeği vs.)
(Yem Bitkileri : Yonca, Fiğ, Korunga, vs.)

3.2 Çeşit

Yapılan araştırmalar sonucu;

Sulu koşullarda; biralık çeşit ve hatlardan; Clipper (480 kg/da), Er-Alam (506 kg/da), Arupo “S” (473.49 kg/da), Nefia (470.97kg/da), Legia (494.83kg/da), Gold Marker (553 kg/da), yemlik çeşit ve hatlardan; Yeşilköy (571.53kg/da), Beecher / Brigs L (590.95kg/da), Amp-Hc 1905 (548.70kg/da), H2 72 / Brigss (518.35kg/da), Manker (621.27 kg/da)’in bölge koşullarına uyum sağladığı tespit edilmiştir.

Kuru koşullarda; Hamidiye 85, Şahin 91, Gem, Kaya gibi çeşitler tavsiye edilmektedir.

3.3 Toprak Hazırlığı

3.3.1 Kuru Koşullarda: Bölgemizde kuru koşullarda arpa-nadas veya arpa-mercimek ekim nöbeti uygulanmaktadır.

Bu nedenle Arpa nadas sisteminde, arpa hasadını müteakip hiçbir toprak işlemesi yapılmadan, ekim sahası kışı geçirdikten sonra, erken ilkbaharda Mart ayının ikinci yarısından itibaren toprak uygun tava geldiğinde soklu pullukla derin sürüm yapılır.

Daha sonra sonbaharda diskharrow + tırmık ve tapan çekilerek tohum yatağı hazırlanır. Arpa-Mercimek ekim nöbetinde ise; mercimek hasadından sonra toprak gölge tavındayken derin sürüm yapılır. Daha sonra sonbaharda diskharrow + tırmık ve tapan çekilerek tohum yatağı hazırlanmış olur.

3.3.2 Sulu koşullarda: Sulanan sahalarda arpa genellikle çapa bitkileri ile (pamuk, sebze, mısır, yerfıstığı, soya vb.) münavebeye girmektedir. Bu nedenle sonbaharda ön bitki hasadından sonra, bitki kalıntıları temizlenmeli veya uygun alet ekipmanla parçalanmalı, bundan sonra döner kulaklı pullukla derin sürüm yapılıp, toprağa karıştırılmalıdır. Daha sonra diskharrow ve tırmık çekilerek keseklerin kırılması sağlanır. Kesekler kırıldıktan sonra orta ağırlıkta bir tapan çekilerek, tohum yatağı hazırlanır.

3.4 Ekim

Ekim mibzerle yapılmalıdır. Ekim derinliği, çimlenme için yeter nemi ve havalanmayı sağlayacak düzeyde ayarlanır. Genellikle kışlıklarda ekim derinliği 4 – 6 cm, yazlık ekimlerde 3 – 4 cm olmalı ve m2′ ye kışlık ekimlerde 300 – 350 tane, yazlık ekimlerde 350 – 400 tane tohum düşecek şekilde hesaplanmalıdır. Bu ise kuru koşullarda 14 – 16 kg/da, sulu koşullarda ise 12 – 14 kg/da arasında değişebilir (Tohumun 1000 dane ağırlığına göre). Ekim kardeşlenmenin yüksek olduğu taban ve sulu arazilerde daha seyrek yapılabilir.

3.5 Gübreleme

Arpa gübreleme genelde buğday gibidir. Kuru koşullarda 5 – 6 kg/da N, 7 – 9 kg/da P2O5, sulu koşullarda ise 12 – 14 kg/da N, 10 – 12 kg/da P2O5, karşılığı azotlu ve fosforlu gübre uygulanmalıdır.

Fosforlu gübrenin tamamı ekim esnasında mibzerle banta, azotlu gübrenin yarısı ekimde, yarısı da kardeşlenme başlangıcında toprak yüzüne serpilmek suretiyle verilmelidir.

3.6 Sulama

Arpanın su ihtiyacı buğday kadar olmamakla beraber, bol verim ve kaliteli ürün için yeterli miktarda da toprak emine ihtiyaç vardır. Arpada sulama yapılacaksa birinci su sapa kalkma ikinci su süt olumu devresinde olmak üzere iki su verilir. Tek su verilecek ise süt olum devresinde tatbik edilmelidir. Sulamada tatbik edilecek husus bitkinin gelişme devresinde, yağışların yeterli olmadığı dönemlerde arpanın toprakta ihtiyacı olan suyun, sulama suyu ile karşılanmasıdır.

3.7 Hastalıkları, Zararlıları ve Mücadelesi

3.7.1 Hastalıkları:

Arpa Kapalı Rastığı: Mantari bir hastalıktır. Buğday sürmesine benzer. Hasta bitkinin daneleri katı ve siyah rastık parçaları olur. Ekimden önce tohumlar civalı ilaçlarla ilaçlanmalıdır.

Arpa Açık Rastığı: Mantari bir hastalıktır. Hasta bitkinin başakları siyah bir toz kitlesi durumundadır. İlaçlı mücadelesi yoktur. Dayanıklı çeşitler ekilmeli ve ekim nöbeti uygulanmalıdır.

3.7.2 Zararlıları:

Yabancı Otlar: Buğdayda zararlı olan yabancı otlar, arpada da verim düşüklüğüne sebep olur. Yabancı otlarların 3 – 5 yapraklı olduğu devrede yabancı ot mücadelesi yapılmalıdır.

3.8 Hasat, Harman ve Depolanması

Arpada hasadı geciktirmek hem verimi arttırır, hem de su oranının düşmesini sağlar. İyice kurumadan hasat edilmiş arpa ürününde kavuzlar kolayca renk atar, kalite düşer. Hasat tırpan veya orakla yapılıyorsa, kırılmasını önlemek için, hasada sabahın erken saatlerinde çiğli havada girilmelidir.

En iyi hasat biçerdöverle yapılanıdır. Bu taktirde tam olumu fazla geciktirmemelidir. Biçerdöverle hasatta özellikle biralık arpalarda danenin kırılmaması için, biçerdöver ayarı önem kazanmaktadır. Arpanın depolanmasında ambar olarak kullanılacak bina rutubet almayan kuru, havadar ve aydınlık bir yer olmalıdır. Depoya getirilen arpanın su oranının %12 – 14 altında olması gerekmektedir. Deponun ısısı ise +4ºC civarında olmalıdır. Ambara konulacak arpa içerisinde, kızışmaya sebep olmaması için yabancı tohum bulunmamalıdı

KONYA İLİNDE BUĞDAY YETİŞTİRME TEKNİĞİ

SERTİFİKALI TOHUMLUK KULLANMA AVANTAJLARI

Verim artışı; yapılan araştırmalar sertifikalı tohumluk kullanımı ile kendine döllenen türlerde 3-4 kat verim artışı olduğunu ortaya koymuştur. Nitekim yapılan bir araştırmada ekmeklik buğdayda vasıfsız tohum kullanımının
%9-29 oranında verim kaybına neden olduğu tespit edilmiştir.

Buğday yetiştiriciliğinde verimi belirleyen en önemli faktörlerden biriside atılacak tohum miktarıdır.Tohumluk miktarının düşük tutulması arazinin yeterli değerlendirilmemesi, yabancı ot sorununun artması gibi nedenlerden dolayı yine verimin azalmasına yol açar.Ekim sıklığı araştırmalarda tane / m2 olarak tespit edilmektedir.

Yapılan araştırmalara göre Konya yöresi için buğdayda 500 tane veya dekara 18-20 kg tohum miktarı önerilmektedir.

Bölgemizde ekimde kullanacağımız tohumluğun miktarı yanında safiyeti ve sürme,rastık gibi mantari hastalıklara ve toprak altı kurtlarına (zabrus) karşı ilaçlanması da büyük önem arz etmektedir.

TOPRAK HAZIRLIĞI

Toprak işlemenin asıl nedeni tohum yatağı hazırlamaktadır. Gerek nadas – tahıl sisteinin gerekse her yıl tahıl tarımının yapıldığı kuru tarım alanlarında tohumların uygun çimlenme ve çıkış ortamı hazırlayacak şekilde, su kaybını en aza indiren, toprağın yapısını en az bozan , erezyonu önemli ölçüde azaltan toprağı devirmeksizin yüzlek olarak alttan işleyen aletlerle bölgeler için uygun zamanda yapılacak toprak işlemesi ekim makinalarının daha rahat çalışabilmesi, tohumlar için daha iyi bir tohum yatağının hazırlanması, çimlenme ve çıkışın daha düzgün olması ,verimin güvence altına alınması gibi birçok fayda sağlayacaktır.

Nemli ya da sulanan, nadassız tarım uygulanıp her yıl ürün alınan yerlerde toprak , hasattan hemen sonra gölge tavı varken pullukla 15-20 cm derinliğinde sürülmelidir.
Ekimden öncede kazayağı + tırmık takımıyla ikileme yapıp iyi bir tohum yatağı hazırlanmalıdır. 4-5 yılda bir kez olmak üzere pulluk işleme seviyesinde oluşan taban taşını kırmak için tarla 60-70 cm derinlikte dip kazan ile işlenmelidir.

Bölgemizde toprak hazırlama döneminde karşılaşılan en önemli problemlerden biride anız yakmadır.

Anızlar neden yakılmaktadır.

Çiftçilerimiz anızı ; Daha iyi bir tohum yatağı hazırlamak, yabancı ot ve haşereleri yok etmek, hasat sonrası, hemen diğer bir ürününün ekimine geçilecek ise mibzerin istenilen şekilde ekim yapmasını, anız sapları ile mibzer gözlerinin tıkanmamasını sağlamak, gerekçeleri ile yakmaktadırlar. Bunun sağlayacağı fayda vereceği zararın yanında çok küçük kalmaktadır.

Anız yakma sonucu karşılaşılan zararlar nelerdir?

Anızın yakılması ile topraktaki organik madde yakılarak yok edilmektedir. Organik maddenin bir ayrışma ürünü olan humus bitkilerin gelişmesi için gerekli olan besin maddelerinin bir kısmının kaynağını oluşturmaktadır. Organik madde toprakta yağış sularının emilmesini tutulmasını sağlamaktadır. Toprakta kümeleşmeyi temin ederek erezyon ile taşınmasını önlemektedir. Toprağın iyi havalanmasını sağlamaktadır. Topraklarımızda zaten %1 den daha az olduğu belirlenmiş olan organik madde, bitkisel bir artık olan anızın yakılması ile giderek yok edilmektedir.

Kısaca organik madde miktarının azalması ve yok edilmesi toprakları daha verimsiz ve erezyona daha hassas duruma getirmektedir.

Anız Yakmanın önüne geçmek için neler yapılmalıdır?

Çiftçileimizdeanız yakmanın gerekçesi olan “daha iyi bir tohum yatağı” hazırlama modern tarım teknkleri kullanılarak yapılmalıdır.

Hububat hasatları biçer-döverle toprak yüzeyine yakın yapılmalıdır. Hububat başağın hemen altından biçildiğinde anız çok yüksek kalmakta ve mikro organizmalar tarafından parçalanması, çürüyerek organik maddeye dönüşmesi daha zorlaşmaktadır.

Hasat sonrası parçalanma ve çürümeyi kolaylaştırmak için, sapları parçalayıcı bir alet kullanarak, anız toprağa karıştırılmalıdır.

Anızların daha çabuk parçalanıp ayrışarak organik maddeye dönüşmesi sağlamak amacıyla, kalan sapın yaklaşık % 1’i oranında (2-3 kg/da N civarında) azot dengeleme gübresi verilmelidir.

Ayrıca yabancı ot ve haşereleri yok etmek anızın yakılması yerine “ilaçlı mücadele” yapılmalıdır.

E K İ M

Orta Anadolu ve Konya yöresi için yapılan araştırmalar sonucu kışlık hububat için en uygun ekim zamanının 15 Eylül – 10 Ekim arası olduğu belirlenmiştir. Zorunlu kalmadıkça yazlık ekim ekim yapılmaması tavsiye edilmektedir. İyi hazırlanmış bir tarlaya ekim yapılmalıdır. Maksimum verim için birim alana yeterli çıkışın sağlanması gerekmektedir. Organik maddenin yetersizliğinin oluşturduğu en önemli sorun yanlış toprak işlemlerinde katkısıyla fiziki yapının bozulmasıdır. Fiziki yapının bozulması sonucu yaşanan en önemli sorun ise çıkış yetersizliğidir. Buna ayrıca havasızlık, toprak canlılığındaki azalış ve toprak işlemedeki güçlükler de eklenebilir.

Ekimin uygun zamanda yapılması buğdayın yetiştirildiği koşullardaki elverişli suyu ve toplam sıcaklığı en iyi şekilde değerlendirebilecek sayıda ve büyüklükte bitki oluşmasına yol açmaktadır. Kuru tarımda bölgelerinde ekim zamanı daha çok yağışa bağlı olarak uygun toprak nemini yakalamakla yakından ilgili olduğundan yıllara göre önemli farklılıklar gösterebilmektedir.

Tahıllarda Ekim Yöntemi ve karşılaşılan sorunlar

Orta Anadolu Bölgesinde arpa-buğday ekiminde kullanılan mibzerler ya tek gözlü olup, tohumla gübre karıştırılarak ekilebilen ya da tohum ve gübre gözleri ayrı ayrı olmakla beraber tohum ve gübreyi aynı banda bırakarak ekilebilen tiplerdir. Bu ekim makinaları ile yapılan ekimlerde, özellikle toprakta rutubetin yetersiz olduğu durumlarda şu problemler yaşanmaktadır.

Gübre taneciklerinin tohumla birlikte tohum yatağında bulunmaları, su çekici özelliğe sahip taneciklerin suyu hızla çekerek, tohumun çimlenmesi için gerekli suyun azaltılması.Eriyen gübre taneciklerinin tohumun çevresindeki toprak çözeltisinin ozmotik basıncını artırması nedeniyle tohumun su alımının güçleşmesi.

G Ü B R E L E M E

Buğday gübreye genellikle en iyi tepki gösteren bir bitkidir.N,P,K buğdayın en fazla tükettiği makro besin maddeleridir.

Azot buğdayın topraktan en fazla kaldırdığı besin elementidir.

Sulu şartlarda Ekmeklik buğdaylarda dekara 12 -14 kg
Sulu şartlarda Makarnalık buğdaylarda ise dekara 14 – 18 kg
Kuru şartlarda ise 6 kg azot uygulaması tavsiye edilmektedir.


Azotun kuru şartlarda iki parça halinde sulu şartlar halinde üç parça halinde verilmesi tavsiye edilir.

Fosfor alımı buğdayda en fazla Nisan ayı başı veya ortasına rastlayan sapa kalkma döneminde olur.

Buğday bitkisi dekara 400 kg dane verimi için dekardan yaklaşık 5-6 kg fosfor kaldırılmaktadır.

Kuru şartlar için 6 kg
Sulu şartlar için ise 9 kg saf fosfor buğday yetiştiriciliği için uygundur.

Buğdayın potasyum ihtiyacının az olması ve aynı zamanda topraklarımızın çoğunun elverişli potasyumca zengin olması nedeniyle genellikle potasyumlu gübre yapılmamaktadır. Verilecek gübrelerden fosfor ve potasyumun eger uygulanacaksa tamamının ekimle birlikte verilmesi tavsiye edilir. Buğdayda mikro besin elementi noksanlıkları genelde alkali topraklarda ortaya çıkmaktadır.
Bölgede yapılan çalışmalarda % 62 sinde Zn , % 80 civarında demir noksanlığı tespit edilmiştir.
Zn eksikliğinde
toprak uygulamalarda ekim öncesi dekara 0,5 – 1,5 kg Zn
yapraktan uygulamalarda 40 – 120 g Zn (çinko) toprak analiz sonuçlarına göre uygulanır.

Azotun gübre uygulamasında dikkat edilecek hususlar

Yağışı yeterli olan yörelerde bazı yıllar ilkbahar başlangıç yağışları az olabilir. Bu durumda ikinci üst gübre miktarı azaltılmalıdır.Azaltılmaması durumunda fazla azotdan dolayı bitkinin su tüketimi artar ve topraktaki su miktarı su miktarı kısa sürede tükenir ve buğdayda yanma dediğimiz olay meydana gelir.
Yağışı yeterli olan bölgelerde dekardan fazla ürün alınması düşüncesiyle gereğinden fazla azotlu gübre kullanımı bitkinin yatmasına neden olur ve pas gibi hastalık etmenlerinin zarar derecesini artırabilir.

Buğdayın gelişme dönemlerine göre azot alımı

Çimlenme – Kardeşlenme %13
Kardeşlenme – Sapa Kalkma
% 11
Sapa Kalkma – Başak Oluşturma
% 60
Başak oluşturma – Olgunlaştıurma % 16

Gübre Uygulama Metodları
Temel besin maddeleri ekim öncesi serpme uygulanabilir.
Temel besin maddeleri ekim makineleri tohum ve gübre ayrı bandlara olmak üzere uygulanmalıdır.
Azot yağmurlama yada damla sulama sistemleri ile çok sayıda parçaya bölünerek verilmelidir.

S U L A M A

Ülkemizde buğday genellikle sulamasız olarak yetiştirimektedir. Sulama imkanlarının olduğu yerlerde buğday, sapa kalkma ve çiçeklenme dönemlerinde sulanmalıdır. Fakat kurak geçen yıllarda bu kritik dönemler beklenmeden bitki strese girdiği zaman sulama yapılmalıdır.
Konya gibi büyük ölçüde kurak iklim şartlarında yürütülen buğday tarımında ilkbahar yağışlarının miktar ve dağılımı çok önemlidir.
Su tüketimi Mart ayından itibaren artmaya başladığı, Nisan ayında büyük artış gösterdiği ve Mayıs ayında maksimum değere ulaştığı görülür. Nisan-Mayıs yağışları birim alandaki başak sayısını, potansiyel ve gerçek başakcık ve çiçek sayılarının belirlenmesi açısından büyük önem taşımakta ve nihai verimi belirleyici en önemli iklim faktörleridir. Konya ili işlenen tarım arazilerinin % 61.97 ‘ si sulanabilir niteliktedir. Ancak sulanabilir arazilerinin henüz %20.70 ‘i (341.000 ha) sulamaya açılmış durumdadır. Bu alanların yaklaşık yarısında buğday ve arpa tarımı yapılmaktadır.Sulamaya açılan araziler işlenen tarım arazilerinin % 12.83 ‘ üne tekabül etmektedir.

İlkbaharda yeterince yağış düşmediğinde çiftçilerimiz eğer sulama imkanına sahip iseler;
- Sapa kalkma döneminde bir su ( bu bölgemizde Mart sonuı),
– Süt olum döneminde bir su (bu bölgemizde Nisan sonu)
verebilirler. Görüldüğü gibi eğer Nisan ayı kurak geçerse sapa kalkma döneminde bir sulama ve arkasından Mayıs ayında da yeterince yağış düşmez ise süt olum döneminde ikinci bir sulama buğdayda kuru koşullara göre %100’ün üzerinde bir verim artışı sağlayabilir. 


M Ü N A V E B E (Ekim Nöbeti)

Tarım yapılan alanlarda aynı bitkinin aynı tarlaya üst üste ekilmesi toprağın fakirleşmesine ve o bitkinin hastalıklarının artmasına neden olur. Bu nedenle buğday tarımında da yüksek verim alabilmek için mutlaka münavebe yapılmalıdır. Buğday bitkisinin gireceği bazı münavebe modelleri şu şekilde olabilir:

1. Model: Ayçiçeği + Buğday + Baklagil + Mısır
2. Model: Şeker Pancarı + Mısır + Buğday + Baklagil
3. Model: Buğday + Ayçiçeği + Kavun-karpuz + Mısır
4. Model: Baklagil + Buğday + Ayçiçeği + Mısır

H A S A T
Buğday tarımında biçerdöver ile hasat, danedeki rutubet % 13-15 dolaylarında iken yapılır. Hasat zamanı geldiğinde buğday bitkisi tam olum devresindedir ve tümüyle saman rengini alır. Hasada erken girilmesi üründe kurutmayı gerektirir, geç kalınması ise hasat kayıplarını artırır. Özellikle yaz döneminde buğday hasadı sırasında sık yağış alan Karadeniz sahil kuşağında, hasat fazla gecikirse, tam oluma gelmiş buğday bitkilerinin başaklarındaki tanelerde dormansinin kırılması sonucu çimlenme görülebilir. Buda ürünün tohumluk ve ekmeklik kalitesini büyük oranda düşürür. Bu nedenle yağışlı geçen yıllarda veya yörelerde buğday hasadını zamanında yapmakta fayda vardır. 

ŞEKER PANCARI TARIMI

ÖNEMİ
             - Şeker pancarı tarımı şeker sanayi ile birlikte iki milyon dolayında insanımıza iş imkânı sağlamaktadır.
             – Pancar posası, melas gibi yan ürünleriyle de hayvancılık ve diğer sanayi kurumlarına hammadde sağlanmaktadır.
             – Havadaki karbondioksiti oksijene çevirdiği için büyük bir çevre dostudur. Bir dekar şeker pancar tarlasının ürettiği oksijen altı insanın bir yıl boyunca solunum için kullandığı oksijen miktarına eşittir.

Şeker pancarı üretiminde başarılı olabilmek için toprak hazırlığı, ekimi, gübrelenmesi bakım ve hasadında çok büyük özen ve çaba gösterilmelidir.
             Şeker pancarı tarımında, üretim ve kalitenin artırılması için tarla hazırlığından pancar hasadına kadar yapılması gereken işleri görelim

             TARLA HAZIRLIĞINI NASIL YAPALIM?
             – Tarla hazırlığında ilk işlem, ön bitki hasadı sonrası bitki artıklarının toprağa gömülmesini sağlayan anız bozma sürümüdür.
             – Bu sürümden sağlıklı bir sonuç alınabilmesi, tav dediğimiz toprak rutubetinin sürüme olanak sağlayacak seviyede olmasına bağlıdır.
             – Bu konuda en pratik ölçü, pulluğun devirdiği toprağın kalıp şeklinde değil, devrildiği anda dağılabilen yapıda olmasıdır.
             – Anız bozma sürümü, toprağın derinliklerine su ve havanın ulaşımını sağlamaktadır.
             – Daha sonra yapılacak güz sürümüne geçmeden önce gübreleme ile ilgili önemli ayrıntıları inceleyelim.
            
             GÜBRELEMEYİ NASIL YAPALIM?
             - Gübreleme yapmadan önce toprakta mevcut olup bitki tarafından alınabilir bitki besin maddelerinin hangi düzeyde olduğunun bilinmesi gerekir.
             Bunun içinde Ziraat Mühendisleri tarafından usulüne uygun alınan toprak numunelerinin analiz sonuçları, çiftçiye dekar başına tavsiye edilebilecek gübre miktarlarını belirler.
             – Şeker pancarının yetişmesinde önemli olan üç ana besin maddesi azot, fosfor ve potastır.
             – Fosforlu ve potaslı gübreler sonbaharda, azotlu gübreler de ekim öncesiyle pancar yapraklarının tarlayı kapatma dönemi arasında kullanılır.
             – Fosforlu gübrenin sonbahar sürüm öncesi tavsiye edilen miktarda tarlaya atılarak derin sürüm yapılması en uygun yoldur.
             – Pancar ekilen tarlalarda zamanla potas eksilmesi görüldüğünden; şeker oranını ve mahsulün kalitesini yükseltici etkisi nedeniyle potaslı gübreler mutlaka kullanılmalıdır.
             – Azotlu gübrenin üçte ikisi ilkbahar toprak hazırlığından önce, kalan üçte biride son ot çabasından önce verilmelidir. Azotlu gübre uygulamasına hasattan 2,5 ay önce son verilmelidir. Çünkü zamansız ve fazla azotlu gübre, aşırı yaprak gelişmesini teşvik ettiği gibi şeker oranını da düşürür.
             – Toprak yapısını iyileştirici etkisi yanında organik maddelerde içermesi nedeniyle pancar tarımında ahır gübrelerinin kullanılması tavsiye edilmektedir.
             – Aşırı gübre kullanımından kaçınılmalıdır. Hem israftır hem de toprakta çoraklaşmaya neden olur.

            
             ŞEKER PANCARININ EKİMİNİ NASIL YAPALIM?
             – İlkbaharda, tarlada çıkması muhtemel otlar için seçilen yabancı ot ilacı atılır.
             – Bundan sonra tırmık veya kombikürüm çekilir.
             – Ertesi günde merdane çekilir. Böylece toprak ekme hazırlanmış olur.
             – Ekimden önce mibzerin gerekli ayar ve bakımları yapılır.
             – Mibzerin sandıkları doldurulur yol halinden ekim haline geçilerek ekime başlanır.
             – Ekimde şu iki hususa mutlaka çok dikkat etmek gerekir.
             1- Ekim düz bir çizgi halinde yapılmalıdır.
             2- Mibzeri çeken traktörün hızı saatte 4 km. yi geçmemelidir.
             – Ekim sıralarının düzgün olması çapa ve hasat dönemlerinde makina kullanımını mümkün kılar.
             – Yeterli süratle yapılan ekimde ise sıra üzerinde istenilen ara- lıklarda bitki çıkışı garanti edilmiş olur. 
              ÇAPA VE TEKLEME NASIL YAPILMALI?
             Şeker pancarı başlangıç gelişmesi çok yavaş seyreden bir bitkidir.
             – Toprakta kabuk bağlama, yabancı ot gibi olumsuzluklardan çok etkilenir.
             – Bu nedenlerle bu dönemde pancarın en az iki kere çapalanması gerekmektedir.
             – Çapaya kadar ağır seyreden pancarın gelişmesi çapadan sonra 15-20 gün de tarlayı kapatacak hale gelir.
             – Şeker pancarında sıra üzeri seyreltmede verime etki eden işlemlerden birisidir.
             – Seyreltmenin yapılması esnasında sıra üzeri mesafesi 20-25 cm. den az olmamalıdır.
             – Seyreltme işlemi, şeker pancarının 4-6 yapraklı olduğu dönemde geciktirilmeden yapılmalıdır.
             – Seyreltme sonucu bir dekar pancar tarlasında 7-9 bin adet bitki kalmalıdır

HASTALIK VE ZARARLILARLA NASIL MÜCADELE EDİLMELİDİR?
             - Şeker pancarı hastalık ve zararlılarıyla yapılan mücadele, ekim öncesi ve ekim sonrası olmak üzere iki dönemi kapsar.
             – Pancarın çıkışından 2-4 yaprak olduğu dönemlere kadar bazı toprak altı kurtları büyük zarar ve besin kayıplarına neden olurlar.
             – Bunun için toprak altı ilaçlama yapmak gerekir.
             – Bu mücadelede en etkili yöntem, tarlaların sonbaharda sürüm öncesi ilaçlanmasıdır.
             – Ayrıca pancar tohumlarının da etkili tohum ilaçlarıyla ilaçlanması gerekir.
             – Şeker pancarının topraktan kullandığı besin maddelerinin en büyük rakibi yabancı otlardır.
             – Çiftçimizin ağır maliyetlerden korunması için ekim sonrasından daha etkili olan, ekim öncesi ot mücadelesi tercih edilmeli ve yapılmalıdır.
             – Ekim sonrası görülen yaprak pireleri, kalkan böcekleri, hortumlu böcekler, yaprak bitleri ve yaprak kurtlarına karşı, ilgili kuruluş ve kişilerin tavsiyesine göre mutlaka mücadele yapılmalıdır.
             – Toplu mücadeleyi gerektiren yaprak leke hastalığına karşı hastalık belirtileri görüldüğünde, 3-4 defa ilaçlı mücadele yapılarak hastalık önlenmelidir.
SULAMA NASIL YAPILMALIDIR?
             – Şeker pancarı, ekiminden hasat dönemine kadar belirli aralık ve miktarda suya ihtiyaç duymaktadır.
             – Pancarın sulama dönemleri çıkış, gelişme ve mevsim sonu sulaması olmak üzere üç dönemdir.
             – Gelişme sulaması genellikle haziran sonu ile eylül ortalarına kadar yapılmaktadır.
             – Öğle sıcağından solan yapraklarda akşam üstü solgunluk devam ediyorsa hemen sulamaya başlanması gerekir.
             – Sulama sayısı bitkileri gelişmeye bağlı olarak 4-6 civarında olmalıdır.
             – Salma, yağmurlama ve damla sulama metotlarıyla sulama yapılmaktadır. Damla sulama en gelişmiş ve tercih edilenidir.
             – Şeker pancarında aşırı ve yetersiz sulamadan kaçınmalıdır.
             – Aşırı sulama kaynak israfı yanında kök çürüklüğü ve bazı hastalıklara neden olmaktadır.
             – Yetersiz sulamada, bitki, gelişimini yeterince tamamlayamadığından önemli verim kayıplarına neden olmaktadır.
             – Yeraltı suları, tahlil ettirilip sulamaya uygun olduğu öğrenilmeden pancar sulamada kullanılmamalıdır. 
ŞEKER PANCARI HASADI NASIL YAPILMALIDIR?
             - Ülkemizde pancar ekiminin başlamasından günümüze gelinceye kadar aşamalar kaydeden pancar hasat işlemleri, günümüzde modem makinelerle yapılmaktadır.
             – Pancar hasadı, sökme beli, bir iki veya üç sırayı yalnızca söken sökme düzenleri, pancarın baş kesimin yapıp yalnızca söken makinalar ve baş kesimi yapıp söken, depolayıp yükleme yapan makinalarla yapılmaktadır.
             – Tüm hasat işlemlerini bir arada yapan hasat makinaları orta ve küçük aile işletmelerinde işçilik maliyetlerini en aza indirmekte ve hasat işlemlerini kısa sürede en az bir masrafla tamamlatmaktadırlar.